Ercem Pekel

• •

Zamanların En İyisiydi – 2

Küresel siyasetteki hava ise gençlerin dilinden anlayan, içi daha da boşaltılmış bir siyaset yapısına büründüğü yönünde.

Özel sektör sermayeli, gençlerin dilinden anlayan ancak tamamen büyük şirket çıkarlarının korunduğu bir devlet yapısı gelecek 10 yıla damga vurabilir mi? Kapitalizm denen efsanevi yapının son evresinde gerçekleşen bu hamle, finale giden yola göz kırpabilir mi?

“Birinin aracı diğerinin silahı olur.” – The Dark Knight Rises

Teknolojinin getirdiği konforla kendini olduğundan daha özgür sanan yeni kuşağın kontrolü noktasında ise mevcut yönetim yapısının da daha konforlu gözükmesi gerekiyor.

Avantajı, konforu, özgürlüğü içerisinde barındırmayan, küresel dilden bir haber, adeta “kokuşmuş” bir siyasetin; egemenliği ele geçirecek olan bu kuşağı eski yapıyla kontrol etmesi mümkün değil ne yazık ki.

Bu yeni yapı madem bir “özgürlük” bekçisi, problem ne peki?

Problemi ya da sistem açığını somut bir örnekle anlatırsak eğer; konforlu gözüken bu yeni düzenin en büyük problemi eski yapıdan daha fazla kontrolcü ve samimiyetsiz olması. Yeni siyaseti ve yönetim tarzını Instagram’a benzetebiliriz. Herkes mutlu, özgür, aktif ancak arka planda işler oldukça karışık ve samimiyetsiz.

Şekilciliğin, vitrinin diğer detaylardan çok daha önemli olduğu şu zamanda siyaset mekanizması da bu popüler dalganın etkisi altına girerek bir dönüşüm yaşıyor. Bu duruma çanak tutan ise henüz gerçeğin farkında olmayan, uyanmamış büyük yeni kuşak kitlesi.

Eski siyaset bir televizyonsa, yeni siyaset dalgası Youtube. ABD’de Trump, Fransa’da Macron, Ukrayna’da Zelenskiy (komedyendir kendisi) gibi örnekler bahsettiğim bu yeni atmosferin beğensekte beğenmesekte yeni örnekleri.

Peki televizyonu tam anlamıyla silip atmadan, eski ve yeniyi içinde barındıran Netflix gibi başka bir akım daha bu süreçte oluşabilir mi?